evidence

Kelime Tür Anlam Eş Anlam Zıt Anlam Sık Kullanılan
evidence Noun delil, kanıt proof
evident Adjective belirgin, besbelli, açık, aşikâr, apaçık, ortada clear, obvious, apparent  
evidently Adverb açıkça, gözle görülür biçimde, aşikâr clearly, obviously, apparently  
evidence, evident, evidently
Örnek Cümleler (Veri tabanına kayıtlı toplam 230 örnek cümle bulundu.)

1 - Applicants from other countries should possess similar qualifications, and will also need to show evidence of competence in the English language.

2 - There was clear evidence of a strong bias against her.

3 - Evidence continues to mount that a highly controversial class of pesticides blamed for widespread bee declines is also harming other creatures, perhaps catastrophically.

4 - A systematic survey of all trials so far by the NHS center for reviews and dissemination suggests that acupuncture works well for a few complaints but evidence is lacking for many others.

5 - Studies of twins separated at birth provide strong evidence for a substantial genetic influence.


Diğer cümleleri görüntülemek için üye girişi yapınız.

İletişim Formu

 

E-bülten Üyeliği

 

*Aylık kelime çalışmaları ve YDS tüyoları, YDS'ye özel soru ve kelime listelerini içeren bültenlerden haberdar olun.

**E-bülten aboneliğinizi iptal etmek için tıklayınız.